Featured

31 Ocak 2015 Cumartesi

Yeni Hobim: Etamin (Çarpı İşi) İşleme & Kanaviçe

Merhaba,
Herkese güzel bir haftasonu dilerim, lodos çok fazla etkili olacakmış ama yine de enerjinizi düşürmeyin:) Haftanın yorgunluğunu haftasonu eğlenerek atmak gerekir dimi...
Daha önceden birkaç yazımda bahsettiğim gibi bazı planlar yapıyorum, yapılacaklar listesi oluşturuyorum kendime.
Bu senede oluşturdum tabiki :)
"Önce sağlık, önce iç huzur, ve önce kendini düşün" temalı listemi yapmaya başladıkça sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Bir hobi edindim, aslında birden fazla ama bu yazımda bir tanesinden bahsetmek istiyorum,
Etamin İşleme

Eskiden de yaptığım bir el işiydi aslında ama, bu sefer yapacağım motifleri bazı yerlerde kullanmak hatta bir proje olarak hayata geçirmek istiyorum. Olur mu olur, çalışmalarım devam ediyor.
Şimdi Etamin için gerekli şeyler neler biraz bundan bahsedeyim belki aranızda benim gibi başlamak isteyenler vardır.
(görsel alıntıdır)
1 - Bir adet kasnak
2- İnce uçlu makas
3 - İpin kalınlığına göre kullanılacak etamin iğneleri
4- Etamin kumaşı renk size kalmış.
5 - Ve son olarak tabi ki işlenecek motif.
Etamini birçok şekilde kullanabilirsiniz. Kimi kumaşa dikiyor, kimi çerçeve yapıyor, hatta aksesuar olarak da yapıp kullanabilirsiniz. Çok eğlenceli , kafa dağıtan ve sonuçları da insanı mutlu eden bir hobi bence.
Etamin çarpı işi olarak da bilinir. Aslında kanaviçe de denir. Ama kanaviçe bence etaminin bir tık üstü:) Onda daha ince detaylı işlemeler oluyor, kanaviçe ile etamini bir arada da işleyebiliyorsunuz. 

Bu çalışmam da yeni bir desen, bitince harika bir figür çıkacak ortaya :) Bitenleri ayrıca yazmayı düşünüyorum.
Bir de şunu belirtmek isterim. Malzemeleri tuhafiyelerde ya da Eminönü, Mısır çarşısı gibi yerlerde de bulabilirsiniz. Yok ben aramayım derseniz eğer bazı hobi siteleri var ordan paket halinde hem model hem de malzemeleri alabiliyorsunuz. Onlar biraz daha pahalı gelebilir.
Birkaç site örneği vermek isterim size,

gibi, bir de kanaviçe dergisi var D&R da satılıyor, onu da takip edebilirsiniz.
Ben geçen gün Susan Bates'in Kanaviçe motifleri kitabını aldım. D&R da mevcut farklı çeşitleri de var. Bu kitapta 400 farklı model mevcut, incelemek için sabırsızlanıyorum.

Bir de arkadaşlar internetten de kareli bir forma oturtulmuş bir çok etamin örneği bulabilirsiniz.
Bana soran birkaç kişi olmuştu. Etamin modelleri diye aratırsanız, harika şeyler çıkabiliyor.
E o zaman ne diyim, yeni hobim hayırlı olsun, bana kolay gelsin, peki ya siz?
Bana vereceğiniz tüyolar var mı acaba :)
Başlamayı düşünür müsünüz?
Sevgiler,

30 Ocak 2015 Cuma

Biten Ürünlerim #4

Selam :)
Biten ürünlerim yazılarını seviyorum, hem okumayı hem de yazmayı, farkında olmadan o kadar çok ürün hakkında bilgi sahibi oluyoruz ki olumlu ya da olumsuz bence güzel postlar oluyor.

Benim de bugün sizlerle paylaşmak istediğim serinin 4. yazısı
ve " Biten Ürünlerim #4 "

Bu sefer baya farklı ürünler var, kategori olarak.
Hemen başlıyorum;

1 - Garnier Saf&Temiz Kırmızı Meyve Gücü Arındırıcı Jel: Yüzünüzü makyajdan arındırmadan önce ya da sonra yıkayıp temizleyebileceğiniz ve kırmızı meyvelerin özütlerini içeren bir yıkama jeli, ben bu ürünü bitireli çok oldu ama verdiği ferahlatıcı etkiyi sevmiştim. Yani aman aman ille alınmalı demiyorum çünkü garnierın bu tip birçok çeşit jeli mevcut hangisi size uygunsa onu kullanmanızda fayda var. Bu seri yağlı ve problemli ciltlere uygun zaten.
2 - Cottage Body Lotion Honey - Bu kremi şurdaki yazımda anlatmıştım. İnanılmaz beğenmiştim hatta bu seriden bir hediye paketim de olmuştu blogtan, gratislerde olan bu markanın özellikle bu kremi benim yazın cildimdeki güneş yanmalarına ve cilt kuruluğuma çok iyi gelmişti, çünkü hydra yapıda bir krem, yani su bazlı ama yoğun bir şekilde.
3 - Lee Stafford Hair Growth Conditioner : Lee Stafford ürünleri gratise ilk gelidiğinde çok ses getirmişti, dünyaca ünlü İngiliz markasının ürünleri gerçekten de güzel, ben de o zaman bir kuru şampuanını ve saç kremini almıştım. Üründen gayet memnun kaldım aslında ama şu aralar yani uzun zamandır saç kremi kullanmıyorum o yüzden de bir daha almayı düşünmüyorum. Ürünlerle ilgili detaylı yazımı okumak için tık tık :)

4 - Elancyl Offensive Cellulite Kremi - Sevgili Serap'ın babyshower partisinde hediye edilen bu selülit kremini kullandım bitirdim. Ayrıntılı yazısını buradan okuyabilirsiniz. Şunu söyliyim, bu tip uzun vadede etkisini gösteren ürünleri anlamak zor, mutlaka bir faydası oluyordur ama bizim gözle görebileceğimiz şekliyle değil, benim selülit problemim yok denecek kadar az bu da kilo kaybından sonra gerçekleşti ama ben yine de bu şekilde önerilen tüm selülit ürünlerini ara ara kullanıyorum, artısı vardır eksisi yoktur diye düşünüyorum.
5 - Elidor Saç Bakım Spreyi Jamal - Elidorun bu saç bakım spreyi benim favorim, aslında bu 3. şişem sanırım bitirdiğim, ama şimdi Dove'un hediye gönderdiği saç bakım spreylerini bitirmeden almak istemedim, özellikle yazın saçlara hafif ıslak bir görüntü, buklelere bir belirginlik veriyor ve mis gibi kokuyor, elimdeki sprey biter bitmez alıcam.

6 - Clinique Moisture Surge İntense Yüz Kremi - Bu krem bana bir alışverişimde sample olarak gelmişti tabi ki kullandım ve dokusuna bayıldım, kadifemsi bir yapısı var, hassas ve kuru ciltler için ekstra hydra yapıda bir krem ama açıkçası son zamanlarda cilt doktorum bir süre krem kullanmamı yasakladı, bu yüzden devamını getiremedim. 
7 - Bath&Body Works Black Cherry Merlot El Sabunu - Ah aşkım vah aşkım :) ben bu el sabunlarına bayılıyorum, köpük halinde olanlara özellikle, bu seri artık yok yeni seriler geldi ama mükemmel kokuları var, mağazaya giderseniz mutlaka deneyin derim.
8 - Flormar Max Lift Mascara - Ne ara bitirdim ne zaman aldım inanın hatırlamıyorum ama hatırlamadığıma göre çok da ahım şahım bir ürün değildir :) Bu ara favorilerim başka çünkü :)
9 - Flormar Compact Blush - Flormarın bu allığını uzun zaman kullanmıştım, aslında eski seri bir ürün hala var mı raflarda bilmiyorum, sıkıştırılmış toz allık şeklinde , tozutma problemi vardı ama, zaten dibini görmüşüm daha fazla kullanmak istemedim açıkçası :)
İşte böyle şekerler benim bitenlerim ve çöpe gidenlerim bu şekilde, varsa yorumunuz beklerim :)
Sevgiler,

Eda Taşpınar At Kuyruğu Şampuanı

Merhaba :)
Eda Taşpınar son zamanlarda aklını sevdiğim kadınlardan biri, parayı şöhreti işe ve kazanca dönüştürmeyi çok iyi başardı bence :)
Ne yalan diyim takdir etmemek elde değil, 
Daha önce aldığım ve hala kullandığım Eda Taşpınar At Kılı Fırçası ndan sonra ( tık tık ) şimdi de At Kuyruğu Şampuanını kullandım ve sizlerle de düşüncelerimi paylaşmak istedim.
İlk kutum bitti , araya bir farklı şampuan alıp tekrar almayı düşünüyorum. Biliyorsunuz saç bakımında ara ara ürünleri değiştirmekte fayda vardır.

Bu şampuanın vaadi saçları çabuk uzatmak ve kendi doğal ışıltısını geri kazandırmak, soğuk havalarda yıpranmaya karşı korumak ve sıcak havalarda da güneşin ve sıcağın etkilerine karşı korumaktır. Ben itiraf ediyorum kimseden bir tavsiye ile değil tamamen meraktan aldım ve denedim.
Gratis , Watsons ve Rossmann mağazalarında bulabilirsiniz. Fiyatı 19,99 TL.
Çok ama çok pahalı maalesef, üstelik ne indirim olursa olsun bu ürün indirime girmiyor arkadaşlar, özellikle her indirimde gidip sordum yedekleyim diye ama yok yok :(

Gelelim içeriğine; paraben ve türevlerini içermiyor, Türkiye'de üretiliyor, ama aslında Eda Taşpınar'ın yaptığı yurtdışından orjinal üründen telif alarak burda Tuzla'da üretimini yaptırması ve piyasaya sürmesi.
Çünkü bu ürün yurtdışında Beyond Lab tarafından 2014 ün Advanced İngredients yani geliştirilmiş en iyi ürün ödülünü almıştır ve çok ses getirmiştir.
Gel de merak etme dimi?

Ürünün saçı uzatmayı sağlayan ana maddesi "AnaGain" denilen aktif maddedir. Bu Pisum Sativum (Peal) Sprout Extract yani filizlenmeyi büyümeyi çoğalmayı sağlayan aktif madde etkisi ile saçları daha kısa sürede daha çabuk uzatmayı vaadediyor.
Saçın zarar görmüş kısımlarını keratin açısından azalmış bölümlerini kendine getiriyor.
Peki gerçekten öyle mi?
Kendi izlenimlerime göre saçlarım daha az dökülmeye başladı, daha dolgun durmaya başladı ve hatta kendim farketmesem de düzenli olarak gittiğim kuaförüm senin saçların ne çabuk uzamış dediğinde anladım evet uzun zamandır saçlarımı uzatmaya çalışıyordum ama sanki bir arpa boyu yol alamıyordum, taa ki bu şampuanı kullanana kadar. 
Gerçekten söylüyorum pahalı evet ama bir şişe daha alıp devam etmeyi düşündürecek kadar beğendim ve etkisini gördüm.
Umarım indirimlerde artık bu da dahil edilir de yedeklerim.
Yapısı sarımsı şeffaf ve kendinden kremli gibi, ayrıca saç kremi kullanmıyorum.
Ve haftada 3-4 kere yıkadım , şimdi bir süre ara verip tekrar devam edeceğim. Yaza kadar umarım saçlarım istediğim gibi uzamaya devam eder.
Siz ne düşünüyorsunuz, kullandınız mı, kullanmayı düşünür müsünüz?
Sevgiler,

29 Ocak 2015 Perşembe

Kışın Dudak Bakımım...

Merhaba,
Bu ara havalar bir soğuk bir sıcak maalesef cildimizi çok etkiliyor. Ben de bir fikir olur diye sizlere dudaklarımın çatlamaması için kullandığım 2 baş ürünümden bahsetmek istedim.


Öncelikle haftada 2 - 3 defa dudak peelingi kullanıyorum.
Peeling olarak daha önce aldığım Lush Popcorn Lip Peeling kullanıyorum.

Lush artık ürünlerini Türkiye'den çekti ama ben daha burdayken mağazasını ziyaret etmiş ve kendime bu doğal olarak el yapımı hazırlanmış peelingten almıştım.
Peeling yaparak hem dudağımdaki ölü deriden kurtuluyorum, çünkü deri kalkık ve kötü bir görünümde oluyor, hem de içeriğindeki yağlarla bakımını sağlıyorum.
Ayrıca peeling etkisi olarak kan dolaşımı hızlandığından, ki en fazla kılcal kan damarı dudaklarımızda bulunurmuş bunu da geçen gün estetik doktorumdan duymuştum (laf aramızda kısa bir süre sonra dudak dolgusu yaptırmayı planlıyorum, görüşmeye gittiğimde duymuştum) neyse yani kan dolaşımı hızlandığı için dudaklarınız daha dolgun görünüyor.
Gelelim 2. adıma ;
Her sabah ve akşam kullandığım dudak koruyucum, çok ama çok memnunum kendisinden :)

La Roche-Posay Cicaplast Levres Barrier Repairing Balm


Kullanımı da çok kolay, uç kısmı sayesinde ruj gibi hafif sürüp parmağımla tüm dudağıma yediriyorum, gece yatmadan ve sabah makyajdan önce mutlaka sürüyorum.

Sizin önerileriniz neler ? Kışın dudak bakımınızı nasıl sağlıyorsunuz?
Sevgiler,

28 Ocak 2015 Çarşamba

The Balm Smoke Balm Palette

Merhabalar,
Bugün sizlerle iyi ki aldım dediğim bir paletten bahsetmek istiyorum,
The Balm Smoke Balm Palette

The Balm son zamanlarda yeni yeni paletleri ile yine aklımızı çeliyor, ve Gratis de malum indirimleri ardı ardına sıralıyor, ille alalım diye :)
Smoke Balm paletleri 2 çeşit aslında bendeki gri tonlu olan birazdan birlikte inceleyeceğiz. Diğeri ise daha açık tonlarda yeşil ağırlıklı bir palet, ben onu da inceledim ama o tonları çok kullanamam diye bunu almıştım. Bu arada yılbaşı indiriminden aldım yani yeni değil :) 

Smoke Balm ın ambalajı yine bilindik güzel dizaynlı The Balm ambalajları gibi, kibrit kutusundan hallice sayılır :) biraz daha uzunu ama ince ve hafif toplam gramajı 10,2 gr. 3 adet far var içinde, üstelik kapağında da aynası var, ki bu da çok kullanışlı olmasını sağlıyor. Yine bir at çantaya çık durumu var yani :) Yılbaşında tatilde yanıma almıştım çok da memnun kaldım, 

Bu palet buğulu göz makyajınızı tamamlayabileceğiniz şekilde hazırlanmış. Arka kısmında hatta görselli kullanım anlatımı da var. Bir koyu, bir mat bir de yine metalik açık fardan oluşuyor.
Blaze: Hafif mavi pembe simler içeren koyu lacivert siyah arası bir ton.
Spark: Tam mat ışıltı içermeyen gri bir ton.
Flame: Minik beyaz ışıltılar içeren uçuk pembe metalik bir ton.

İlk olarak blaze farı liner bölgenize sürerek dağıtmaya başlıyorsunuz, sonrasında spark ile crease bölgenizi belirginleştirip en son da flame tonu ile kaş altı ve göz pınarı aydınlatmanızı tamamlıyorsunuz. Kapağın arkasındaki anlatım bu şekilde.

Ben de biraz ters işliyor:) Önce aydınlatıcıyı yani flame tonunu göz kapağıma hafifçe uyguluyorum sonra gri spark ile crease çizgimi belirginleştirip karıştırma fırçası ile hafif karıştırmadan sonra blaze koyu tonu hafif liner çizgisine uyguladıktan sonra başlıyorum iyice dağıtmaya.


Şunu belirteyim öncelikle, flame rengini aydınlatıcı olarak da kullanabilirsiniz, spark yani gir renk çok mat ve soluk bir renk olduğundan tek başına sanırım çok iyi durmaz, ayrıca blaze yani en koyu renk , gerçekten çok koyu aman diyim birden çok almayın az az uygulayıp dağıtmanız en iyisi, çünkü çok güzel dağılıyor ve çok renk veriyor, her kullandığımda farların pigmentlerini beğendim gayet başarılı. The balm paletlerinin çoğunda olan tozutma problemi bunda da var ama çok rahatsız edici bir durumda değil, bence uygun yani.

Ben beğendim bu paleti, smokey eye yapacağım zaman hoppp elim hemen bu palete gidiyor :) Siz ne düşünüyorsunuz ?
Sevgiler...

26 Ocak 2015 Pazartesi

Yılbaşı Tatilimde Neler Yaptım #Volume1 *Moscow-Russia*

Merhabaaaaaa,
Öncelikle tekrardan herkese inanılmaz güzel geçecek bir yıl dilerim ama önce sağlık diyerekten....
Ve gelelim şurdaki yazımda hazırlıklarımdan bahsettiğim Yılbaşı Moskova & St. Petersburg tatilimin ilk ayağına ; 
Moscow in Russia !

*Çok uzun, bol anlatımlı, bol görselli bir yazı şimdiden uyarayım:) Kahvenizi alın ve buyrun...

Turla gittiğimiz tatilimizde ilk durağımız Moskova'ydı. Öncelikle belirteyim, Rusya Türkiye'ye vize uygulamıyor, vizesiz olduğu için çok daha ucuza gidebiliyorsunuz. Sadece havaalanında size immigration denilen bir kağıt veriliyor ve bu kağıdı asla yanınızdan ayırmamanız gerekiyor. Bu sizin ordaki kimliğiniz gibi birşey :)

Yaklaşık 2,5 saatlik bir uçuştan sonra -20 dereceye indiğimizde bi kendimize gelemedik, valla neye uğradığımızı şaşırdık :) Ve çıkışın ardından hemen şehir turuna başladık, en önemli yerlerden biri Moskova Kremlin Sarayı'nın da olduğu Kızıl Meydan ( Red Square), burası baya bildiğiniz kocaman bir meydan, burada Kremlin Sarayı, Aziz Vasili Katedrali, meydana giriş surları, Lenin mezarı....gibi birçok görülmesi gereken yerler var, haydi bakalım o zaman:)

Öncelikle Moskova gerçekten çok soğuktu, her anlamda :) İnsanları çok soğuk, kesinlikle ingilizce konuşmuyorlar, hiç biryerde ingilizce bir kelime göremiyorsunuz, sadece Rusça var her yerde, doğal olarak hönk diye kaldık biz de, valla ne yalan söyliyim orada yaşayan Özbek ve Kazak halkı sayesinde biz daha çok Türkçe konuşarak işimizi hallettik, bence Türkçe global bir dil olma yolunda ne dersiniz?

Kızıl Meydan çok büyük bir yer, yılbaşı eğlencesi de burada oldu, bütün halk buraya toplanmıştı ve inanılmaz kalabalıktı gerçekten. Bu arada Moskova bizden bir saat ileri ama orda saat 14:30 gibi hava yavaştan kararmaya başlıyor ve sabah ta 10:00 gibi aydınlanıyor, bu biraz garipti doğrusu :)


Bizim şansımıza yılbaşı tatilinden dolayı Kremlin Sarayı kapalıydı :( içini göremedik...

Burda siyah olarak görülen yer çok ilginç bir yer, anlatmam lazım, sosyalist devrimci, Ruslar için çok önemli bir isim yatıyor burda, Lenin... 1924 yılında ölmüş olsa da hala orda duruyor, nasıl yani? diye ben de şaşırmıştım ama adamı onca zamandır mumyalayıp ilaçlayıp orda yatırıyorlar, başında da bir sürü asker bekliyor, foto yasak, o yüzden çekemedik aman ha valla üstümüze atlayacak gibi duran askerlerden tırstım açıkçası :) Ama inanamadım gerçekten orda yatıyormuş ben balmumu heykeli sandım önce :))))

Ama biz gerçekten şanslıydık, en güzel zamanda gittik, hayalimdi o ışıl ışıl yerleri gezmek, o harika binaların önünde foto çekmek... hepsi oldu çok şükür, her yer yılbaşı dolayısıyla çok güzel süslenmişti, bu şehre ışık yakışmış gerçekten...

Eski binalar var, bazısı da restore edilmiş yenilenmiş ama nereye bakarsanız bakın mutlaka sanatsal birşeyi görüyor gözleriniz.


Burası da , bu iki kule gibi görünen yer meydana giren giriş kapıları :) Ne harika düşünülmüş dimi, yukarıda ilk resimde benim burda çekilen resmime bakarsanız ne kadar şebek olduğumu görebilirsiniz :)

Ahaaaa burda sanki çok normalsin derseniz yeridir :) Burası bir dilek noktası! tam ortada durduğum yerden geriye doğru para atıp dilek diliyorsunuz :) Ve paranın o halkanın dışına çıkmaması lazımmış:) Biz yapmadan dururmuyuz, yaptık dileğimizi de diledik.

Koca nehir donmuş arkadaş, o kadar soğuktu yawww diyorum size aha da kanıtı :) Valla siz siz olun bu zamanlarda giderseniz bol kalın giysi alın:) bere atkı hele ki eldiveni hiç demiyorum bile, aaaa aklıma geldi bir dipnot: soğuktan iphone tel sürekli dondu ve kapandı, evet evet iphone belli bir derecenin altında kapanıyormuş, orda gerçekten de kimsede iphone görmedik, bizim dışımızda :)))) o aldığım şarj kutusu ne işe yaradı anlatamam, tel donup kapanınca önce cebimizde ısıtıp ona taktık hemen açıldı, yoksa zor açılırdı :)

2. gün Moskova'da hava -16 idi. Oooo dedik hava ısınmış o kadar yani soğuğa alışmışız ki :) güler misin ağlar mısın:)

Evet burası da mezarlığın girişi, Nazım Hikmet Mezarına geldik, o kadar ilginç mezarlar var ki orda, çoğu yaptığı işe göre heykellerle anılıyor, bir kısmı da külleriyle resimlenmiş duvarlarda duruyor, buyrun bakalım...


Nazım Hikmet'in eşi Vera da orda hemen ayak ucunda yatıyor :(



Evetttt yine döndük meydana, meşhur caddesi  Novy Arbat Caddesi burası, bizim bildiğiniz İstiklal Caddemiz gibi bir yer, bir sürü cafe, hediyelik eşya dükkanı, ortada ufak hediye ve yemek satan dükkanlar, çok ama çok güzel bir yer, biz baştan aşağı gezdik, sevdiklerimize hatıralar aldık, hatta kahvemizi elimize alıp öyle gezdik, çok keyifliydi :)

Moskova'ya gelirseniz mutlaka bu caddeyi gezin görüm derim.

Buraya gelirseniz size yemek için My My yani Mu Mu okunuşu restoranını öneririm, hem de şiddetle :)

Burası çok güzel bir yer, içi harika, üstelik türkçe bilen çalışanları da var, ve yemeklerin hiçbirinde domuz eti ve türevleri kullanılmıyor. Ve fiyatları da gayet makul.

Moskova'nın borsch çorbası çok meşhur, şu inekli kasede gördüğünüz :) Mutlaka deneyin derim, krema ile yeniliyor.
Yine Arbat caddesi, cadde ortasında böyle sobalar yakılmış, sıcak ikramlar vardı.

Ve gelelim Moskova'nın meşhurrrr tren istasyonlarına, öncelikle Moskova'da yanınızda bir bilen olmadan metroyu kullanmak çok ama çok zor, yazılar okunmuyor, üstelik metro ağı çok karışık farklı farklı kollara ayrılıyor, kesin kaybolur insan :)

80 metre yerin altına iniyorsunuz, merdivenler oldukça dikti:)

Biz sanırım 4-5 tane istasyon gezdik, inanın hepsi birer sanat eseri gibi, sanki metroda değil müzedeyiz:)








Harika değiller mi? Daha çok resim var ama izninizle yılbaşı akşamından da biraz bahsedip bu çokkkkk uzun bol görselli postu bitirmek istiyorum, 


Yılbaşı akşamı burda Kızıl Meydan'da kutlanır dediler biz de Kızıl Meydan'a doğru yola çıktık ama geç gittik, e doğal olarak meydan öyle bir dolmuştu ki biz de meydana çıkan köprünün üstünden hava fişek gösterisini izleyelim dedik, çok fazla ışık olduğu için fotoğraflar biraz flu çıksa da gösteriyi izledik. Gerçekten çok kalabalıktı her yer, acayip bir trafik vardı. Nehrin üzerinde olan gemilerden havai fişekler atıldı. çok eğlendik.


Rusya'daki krizden dolayı bu sene yine şansımıza, kutlamaların çok fazla olmadığını söylediler, eh kısmet dedik bizde :(



Kalabalık azalınca biz de meydana indik, sokakta şarkı söyleyen gruplar falan vardı.

İşte böyle şekerler, çok uzun oldu umarım sıkılmamışsınızdır, biz çok eğlendik. Bu yazıda sadece Moskova kısmına yer verdim, ama benim asıl beğendiğim St. Petersburg oldu. Onu da inşallah hazırlayacağım. Harika bir yer. Son birkaç foto ile sizlere öpücüklerimi gönderiyorum. Sevgiler...





Copyright © 2015 Yasemin Şengül - Makyaj / Moda / Seyahat ve hayata dair herşey