Vodafone 37. İstanbul Maratonu Nasıl Geçti?

Merhabaaaaaa :)
Bugün kozmetik ve bakım vs. den farklı bir yazıyla karışınızdayım :)
Malum belki instagramdan da takip edenleriniz görmüştür, Vodafone sponsorluğunda her yıl düzenlenen ve bu yıl da 15 Kasım'da 37. si koşulan İstanbul Maratonunda bu sene ben de vardım :)))))))


Çok ama çok eğlendiğim bu güzel etkinlikten sizlere de bahsetmek istedim. Bol resimli bol kahkahalı bir yazı olur umarım :)

Öncelikle marathon.org dan koşu maratonu kısmından 10 Km koşusu için kaydımızı yaptırdık, maratonun olacağı hafta içinde de Bakırköy'deki Aslı Çakır Alptekin Atletizm Salonundan da gidip çantalarımızı aldık.

Çantalarda neler var?
* 1 adet t-shirt
* 1 adet yapışkanlı numaratör
* 1 adet ayakkabı çipi
* Ve güzergahları gösteren bilgi broşürleri, bir de afedersiniz ama çok dandik bir çanta :)


O çantayı mümkün değil koşuda takamazsınız :) biz takmadık, koşuda en güzeli en ufak boydaki sırt çantaları kullanmaktır, ama iyice sıkacaksınız ki koşarken sizi rahatsız etmesin.

Gelelim koşu sabahı serüvenine :) Kurtköy'de oturan arkadaşıma gitmiştim ben, Pazar sabahı Üsküdar'a inip Haremin orda arabayı otoparka bıraktık ordan taksiyle ( metrobüsler çalışmıyor o gün dikkat ! ) Altunizade ye geçtik, maraton tam da Altunizade metrobüs durağından başlıyor, numaralı koşucuları metrobüs hattına alıyorlar ve başlıyoruz yürümeye.


Allah'ım o ne kalabalık, halk koşusu normal koşudan yarım saat sonra başlıyor, çünkü çok fazla halk koşusuna katılım vardı, bebek arabasıyla gelenler, tüp tabak çanak getirenler..... bir sürü farklı insan, eğlencesine gelen de var, muhabbet edip yürüyüş yapmak için gelen de.


Altunizade'den köprüye kadar gerçekten uzun bir yol vardı, ilk başta yürüdük, ayaklarımızdaki çipler sayesinde başlangıç noktasındaki sensörlü halılara bastığımız gibi bizim için süre başlamış oldu :)

Bir süre koştuk yavaş yavaş, açıkçası hiç ısınmadan böyle birşeye balıklama atladık diyebilirim. Ama biz de işin eğlenceli kısmındaydık, 10 km nin yarısını koştuysak yarısını da yürüdük, zaten hep koşmak imkansızdı, çok yoruluyor insan yawwww :)


Şimdi bikaç fotoyla olaya bakalım isterseniz, bu arada köprüde durup durup foto çekmek adettendir diye ondan da eksik kalmadık :)))))




Maraton güzergahı şöyleydi; Altunizade, Boğaziçi Köprüsü, Ortaköy Beşiktaş Kavşağından Dolmabahçe'ye bağlantı, Dolmabahçe , Galata Köprüsü ve Eminönü Meydanı.

Koşunun en güzel yanı da yokuşlar da yürümek, yokuş aşağı koşmaktı :)))))
Şaka bir yana insan inanılmaz terliyor ve kıpkırmızı oluyor, ve gerçekten çok yoruluyor.




Bakınız filtresiz kızarmış suratım :)))))

Sonra Eminönü Meydan'da bulunan Finish noktasına geldik, bir sürü çadır kurulmuştu orda. 3 saat içinde koşuyu bitirenlere bir paket veriliyordu.



Bize yarış sonunda verilenler şöyleydi; çok terlediğimiz için herkese yedek t-shirt verildi, şeker kaybı ve tansiyon düşüklüğü olduğundan bir tane çikolata ve meyve suyu vardı, ayrıca bir de asıl bizim istediğimiz , bizde bu güzel günün hatırası olarak kalacak madalyonlar vardı.


Peki biz ne yaptık maraton bittikten sonra? Hemen Kadıköy vapuruna atladık, ayaklarımızı uzatıp bir de güzel sıcacık çay içtik, dinlendik biraz. Kadıköy'e geçip Balon Cafe'ye gittik :)))))) anladınız siz onu, o kadar yorulmadan sonra şöyle afilli bir kahvaltıyı hakettik dimi yaaaa :) Öyle de yaptık, en az 2 saat yavaş yavaş kahvaltı ettik, 



Bir daha ki sosyal etkinlik yazımda görüşmek üzere :)
Sevgiler....

2 yorum:

  1. Ayy ne güzel ne keyifli bir gün olmuş tebrik ederim ayrıca^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten çok keyifliydi canım çok teşekkürler :)

      Sil

Recent

recentposts

Random

randomposts